KANALTÜRK SÖYLEŞİSİ
Program: Gel de Katılma
Sunucu: Duygu Dikmenoğlu
Konuk: Kemal Oruç
Kemal Oruç’un yazmış olduğu Ev Hali adlı kısa oyunun canlı yayında oynanmasından hemen sonra…
Duygu Dikmenoğlu : Hoş geldiniz.
Kemal Oruç : Hoş bulduk.
Duygu D. : Öncelikle Dünya Tiyatro Günü’nüzü kutluyorum sizlerin.
Kemal O. : Biz de…
Duygu D. : Ne diyorsunuz Türkiye’de tiyatronun son durumuyla ilgili olarak?
Kemal O. : Çok karışık. Zaten hep karışık olmuş Antik Yunan’dan beri. Şuan Türkiye’de
hepten karışık. Dün bununla ilgili mücadele ediyorduk. Gündemdeki olaylar…
Duygu D. : Oradaydınız, değil mi? AKM’de…
Kemal O. : Tabi ki, kesinlikle oradaydık. Hepimiz oradaydık. Zaten biz Gibi Yapanlar
Tiyatro Topluluğu olarak daha çok özü arama çabasındayız. Şey değil, hani para
kazanalım, ticaret yapalım falan değil. Bu bir gençlik oluşumu... Bir arınma
enstitüsü diyorum aslında ben buraya. Bir drama lideri olarak ben diyorum ki: “
Gençler de, sekiz yaşında çocuk da var aramızda. Buraya gelen bu işi tatsın,
yaşasın, o sahneden bir kere geçsin; hayatında birçok şey değişiyor.
Değişmeyeni örmedim.
Duygu D. : Hayata bakış açısı değişiyor her şeyden önce. Şimdi ben, ilk duyduğum zaman,
tiyatro oyununuzu Gibi Yapanlar, topluluğunuzun adını da Karma Kabare
olarak düşünmüştüm. Yani tam tersi olarak düşünmüşüm aslında. Ama isminiz
çok enteresan; nereden geliyor?
Kemal O. : Gibi Yapanlar, benim Şehir Tiyatrosunda, hocamdan duyduğum ilk tiyatro
tanımı buydu: gibi yapmak… Bu hep aklımda kaldı ve ben de böyle yaptım.
Duygu D. : Oradan ismi oluşturmuş oldunuz. Oyun (Ev Hali) güzel enteresan bir oyun. Bu
oyunu seçme sebebiniz nedir?
Kemal O. : Oyunu zaten ben yazdım. Bizim tiyatromuzda kendi mutfağımız var; fast food
yapmıyoruz biz. Biz pişiriyoruz, biz yapıyoruz, biz gönderiyoruz; sahneye
salıyoruz. Karma Kabare oyunu da kalabalık arasında yitirilen hayatlarımızı
anlatıyor aslında, ki burada da (Ev Hali) sırf geçiştirmeler var; sonu gelecek,
sonu boşanma; bir yerde kopacak bu. Hayatımız da böyle değil mi şuan? O kadar
yoğunuz ki… Özellikle bir metropolde yaşıyorsak her şey koşuşturma, yarım
kalan işler, arkamızda, bitiremediğimiz. Sonra bir bakıyorsunuz bir gün, keşke
bunu da yapsaydım, ya da niye böyle oldu? Hep yarım kalan işlerden… Bu oyun
da bunu anlatıyor işte.
Duygu D. : Bunu anlatıyor ve çok da iyi bir şekilde anlatıyor. Aslında burada iki oyuncu(Ev
Hali oyunundan Nafiye Burcu Kolukırık ve Remzi Kozan) var ama sahne
arkasını görmeniz lazım. On beş kişi geldi onlar. Hoş geldiniz, diyorum. Ekip
arkadaşlarınız sanıyorum ki.
Kemal O. : Evet.
Duygu D. : Tüm ekip hoş geldi. Sizlerin de Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyorum buradan.
Oyunu ne zaman, nerede oynayacaksınız. (Sahne arkasındakilere) İsterseniz siz
de gelin böyle. Sizler de gelin hep beraber söyleyelim; oyunu nerede, ne zaman
oynuyorsunuz? İzleyicilerimize söyleyelim. (Tüm Gibi Yapanlar sahneye geliyor.)
Kemal O. : Dün gece oynadık.
Duygu D. : Öyle mi? Bir sonrakini öğrenelim öyleyse sizden.
Kemal O. : Bir sonraki 5 Nisan 19.30’da Müjdat Gezen Sahnesi’nde. Kadıköy’de, yine
Karma Kabare’yi sahneleyeceğiz. Herkesi bekleriz.
Duygu D. : Tamam. Bir de isterseniz internet adresinizi verin. İnternetten kolaylıkla sizinle
ilgili bilgileri alabilir izleyicilerimiz.
Kemal O. : www.gibiyapanlar.com. Bu adresin bir özelliği de Türkiye’nin sanal ortamdaki
en geniş tiyatro bilgi arşivi olması…
Duygu D. : Öyle mi? Çok güzel.
Kemal O. : İki yılda oluşturuldu o bilgilerin toplanması, taranması ve izinlerinin alınması.
Özelikle konservatuvara hazırlanan arkadaşlar bu siteden yararlanabilir;
istedikleri her şey orada.
Duygu D. : www.gibiyapanlar.com adresinden Gibi Yapanlar’a dair bütün bilgileri
öğrenebilirsiniz. Dünya Tiyatro Günü’nüzü tekrar kutluyorum. Bütün dünyada bu
kutlanıyor; ama Türkiye’de bir kutlamadan ziyade bir protestoya dönüşüyor.
Çünkü AKM binasının yıkılmasıyla ilgili olarak, biliyorsunuz, bir karar var
ortada. Bunu engellemek için bütün tiyatrocular dün AKM önündeydi. Bir eylem
gerçekleştirdiler. Umuyoruz önümüzdeki günlerde bu mesele hallolacaktır.
İstanbul’da özellikle AKM çok önemli bir yer; tiyatrocular için çok önemli bir
yer. Simgesel anlamda da çok önemli bir yer. O yüzden de umuyorum bu mesele
hepten çözülecek ve biz de çok rahatlayacağız bununla ilgili olarak. Son olarak
buna da değinmeden edemedim, sizin de söyleyecek bir şeyiniz varsa alalım,
ardından…
Kemal O. : Özelikle AKM için söyleyeceğim. Nasıl ki islamın kıblesi kabeyse, Türkiye
sanatının kıblesi de Atatürk Kültür Merkezi’dir. Biz sadece küçücük bir çınar
fidanıyız. Ama biz de büyüyeceğiz ve köklü bir çınar olacağız. Küçücük bir
çınar olsak da biz hep buradayız. Hep ayakta; dimdik duracağız. Sanat
korkakların işi değildir! Biz hiç korkmuyoruz. Hep savunacağız bu işi!
Duygu D. : Peki, çok teşekkür ediyorum size, bizimle beraber bu akşam burada olduğunuz için.
Kemal O. : Biz teşekkür ediyoruz.
Ekim, 2007

