• Anasayfa
  • Hakkında
    • Biyografi
    • Tiyatro Geçmişi
    • Plaketler
    • Belgeler
    • Basında
  • Görselleri
    • Fotoğrafları
    • Videoları
  • Yazıları
    • Muhafazakar-Kumpanyanin-Ortacag-Mantigi
    • Muhafazakar-Kumpanyanin-Temelleri -Nasil-Atildi?
    • Kapatılan Sahneler... Açılan Tiyatrolar... Üstün Akmen...
    • Neden Tiyatro?
    • Oyun Yazma Tekniği
    • Okul Tiyatrosunun Önemi
    • Okul Tiyatrosunda Uygulama
    • Türkiye... Tiyatro... Uyanmak...
    • ‘Yala’n Söylesinler ‘Ama’ Sen ‘Yutma’!
    • 5. Turkiye-Tiyatro-Bulusmasinin-Ardindan
    • Telkinlerle-Yasiyorum!
    • Tiyatro ve İletişim
    • İnsan Olma Sanatı... Sanatçı... Teşekkür...
    • Gençler Cezaevinde!
    • Böyle Sansür Görülmedi!
    • Hem Araştırmayıp Hem de Anlamayan Akademisyene İkinci Cevabım!
    • Araştırmadan, Bilmeden Yazan Akademisyene Cevabımdır!
    • Tiyatro... Tekst Arayanlar... Sirkçiler...
    • Cezaevi... Tiyatro... Umut ve Özgürlük...
    • Cezaevi... Tiyatro... Umut ve Özgürlük... (2)
    • Cezaevi... Tiyatro... Umut ve Özgürlük... (3)
    • Öğreten Facia: Karma Kabare
    • Sanat... Eğitim... Tembellik...
    • Muhsin Ertuğrul'la Konuştum
    • Tiyatro Yayıncılığı mı Bu? Peh!
    • Konservatuvar Eğitimi Şart mı?
    • Konservatuvarı Kazanamadınız, Ya Şimdi?
    • Keşke Haklı Çıkmasaydım!
    • Toplumsal Destek Projesi
    • Sanat Ticareti... Eğitim Sorunları... Kurtarılmak...
    • Tobav Polemiği ve Deniz Yıldızı Hikayesi
    • Tobav Polemiği 2
    • Tukiyede Kac Tane Sanatci Var
    • Aristosal Sunumla Bertolt Brecht Gecesi
    • Sahneden Organ Bagisi Kampanyasi
    • Sehir Tiyatrolari Oyuncusundan Genc Elestirmene Tehdit!
    • Sabahattin Ali
    • Sahneden Cezaevine Destek Kampanyası
    • Drama Kumpanya Dünya Tiyatro Günü Bildirisi
    • Dunya-tiyatro-gunu-bildirisi-2011
  • Söyleşileri
    • Ulusal Kanal Söyleşisi
    • İstanbul Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü Söyleşisi
    • Tiyatro Dergisi Söyleşisi
    • İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü
    • Kanaltürk Söyleşisi
    • Taraf Gazetesi Söyleşisi 2008
    • Sert Sessiz Dergi (2009)
    • Hürriyet Aile Söyleşisi
  • Şiirleri
  • Eğitim Çalışmaları
  • Projeleri
  • Kitaplığı
    • Tiyatro Kitapları
    • Sinema Kitapları
    • Yabancı Oyunlar
    • Yerli Oyunlar
    • Eğitim ve Yaratıcı Drama Kitapları
    • Ani Kitaplari
    • Psikoloji, İletişim ve Kişisel Gelişim Kitapları
    • Kültür, Hikaye, Roman, Şiir Kitapları
  • İletişim
KONSERVATUVARI KAZANAMADINIZ, YA ŞİMDİ?
File Size: 50 kb
File Type: doc
Download File

KONSERVATUVARI KAZANAMADINIZ, YA ŞİMDİ?
Kemal ORUÇ

Picture
Aylarca çalıştınız; tiradlar, şiirler, öyküler hazırladınız, binlerce sayfa kitap okudunuz, kulak, ritm çalıştınız, sağa sola başvurup yardım istediniz, belki de yüklüce para verip bir konservatuvara hazırlık kursuna gittiniz. Sonunda sınav günü geldi, çattı ve siz sınava girdiniz. Sonuç: BAŞARISIZ.

Sınavdan sonra asılan listelerde aşamayı geçemeyen kişiye ‘başarısız’ denmesi bana biraz garip geliyor doğrusu. Belki bunun yerine listeye ‘Çalışması Yetersiz’ yazılabilir. Çünkü değerlendirilen ‘kişi’ değil, daha çok, kişinin çalışmalarıdır. Az çalıştıysa ya da hiç çalışmadıysa doğal olarak kazanamamıştır.

Yetenek sınavları bitiminde, bana gelen birçok e- posta oldu. Bunlardan biri şudur:

Az bir kontenjan olmasının yanında bir de adaletsiz bir sistemle öğrenci alındığı için bu işe gerçekten emek vermiş insanlar olarak konservatuar eğitimi olmadan da tiyatrocu olabilmek imkanının pek olmadığını düşünüyorduk ve bu bizim gibi tiyatro aşkıyla tutuşan gençleri daha çok üzüyordu. Fakat makalenizi* okuduktan sonra kendimi size bu konuda teşekkür etmek isterken buldum. Kendimi konservatuar dışında da gösterebilme olanağımın olduğunu öğrenince açıkçası çok ferahladım. (Tüles Üresin, tulesuresin@yahoo.com.tr,  Thu, 20 Sep 2007, 16:25:12)

*Bakınız: Konservatuvar Eğitimi Şart mı?http://kemoruc.googlepages.com/konservatuvarsartmi

Birçok genç, konservatuvara giremeyince tiyatro yapamayacağını düşünüyor. Yukarıdaki yazıda da bu düşüncenin var olduğunu açıkça görüyoruz zaten. Hatta bir genç arkadaşıma “Konservatuvar okumayana tiyatro yapmak yasak olacakmış.” diyen bile olmuş. Elbette böyle bir şeyin olması imkansız. Sanat kimin tekelinde ki yasak koyabilsinler? Bugün Avrupa, özellikle gençleri sanatın içine sokmaya uğraşırken, biz bu tür hurafelerle gençleri sanattan uzaklaştırmaya uğraşıyoruz. Yazık!

Sanıldığının aksine konservatuvar mezunu olunca oyuncu olunmamaktadır; sadece oyunculuk yapmaya hazır olunmaktadır. Dolayısıyla okuldan kendini geliştirmeden mezun olan oyuncu adayları bu işi yapabilmede zorlanmaktadır. Haluk Bilginer bu konuda şunları söylemiştir: “Biz son iki yıldır Oyun Atölyesi için seçmeler yapıyoruz. Okul mezunu genç arkadaşlar bu seçmelere katılıyorlar ve bence durum çok vahim. Çünkü orada öğretildiğini sandıkları bazı şeylerin yansımalarını görüyorum çocuklarda ve aktör aktör davranmaya başlıyorlar sahnede. Yani yapay ve insana ait olmayan davranışlarda oynuyorlar. (…) Kötü aktörlerden herhangi bir kalıp öğrenmiş birileri değil de, dünyayı anlamaya çalışan; felsefeyle uğraşan, bunları öğrenmiş olan insanlar aynı zamanda oyunculuk da yapıyor olurlarsa başımın üstünde yerleri var. Eğitim de bu biçimde olmalı.”(Sancak, 2005, S.35).

Konservatuvar, ülkemizde, tiyatro eğitimi almak isteyen herkes için en iyi yer muhakkak; ama bütün iş bu eğitimi nasıl aldığınıza bağlı. Sadece verilen ödevleri yaparak, hocaların isteklerini yerine getirerek, sınavları geçerek mezun olabilirsiniz. Bu şekilde mezun olduğunuzda başka herhangi bölümden mezun olan bir kişiden hiçbir farkınız olmayacak. Halbuki yaratının olmadığı yerde sanattan söz etmek mümkün değildir. Bu şekilde mezun olduğunuzda ancak dizilerde, belki, filmlerde görev alabilirsiniz. Ama bütün bunların yanında ayrıca yepyeni teknikler geliştirerek, yepyeni yazılar yazarak, beden, ses ve düşünce olarak kendinizi geliştirerek ve her türlü zorluğa rağmen tiyatro yapmak için kendinizi hazırlayarak da mezun olabilirsiniz. Tercih sizin.

Emre Kınay, bu konuda şunları söylemektedir: “Hiçbir konservatuvar, dünyanın en iyi hiçbir hocası sizi oyuncu yapmaz. Ancak siz kendiniz oyuncu olabilirsiniz. Öyle olmuş olsa konservatuvarda okuyan herkes aynı ölçüde performans gösterirdi ki böyle olmuyor. Biz okuldan on beş kişi mezun olduk, çok azımız tiyatro sanatçısı olduk. (…) Okul size sadece yol gösterir. Eksikliği şöyle, bir yanlış var konservatuvarlarda: kendi gibi öğrenci yetiştirmek. Bu da öğrencide ciddi bir şekilde kimlik kaybına yol açıyor. (…) Bizde, Türkiye’de eğitimin her alanında olduğu gibi konservatuvarda da ezberci bir eğitim söz konusu. Bu da özgün olmayı engelliyor(Sancak, 2005, S.90).

Gözünüzde çok da büyüttüğünüz konservatuvatuvarlar hakkında eleştirilecek birçok nokta var elbette. Türkiye’de, özellikle tiyatro sanatı, tekrarlardan oluşmakta; yazılan ve sahnelenen oyunlar birbirine benzemektedir. Bunun başlıca sebepleri şunlar olabilir:

1-      Okulların tek tip oyuncu yetiştirmesi ya da hocaların kendi gibi oyuncu yetiştirmesi

2-      Yaratıcı ve yenilikçi çalışmalar yapmak yerine var olan eski sistemin her nesilde tekrar edilmesi

3-      Yaşça büyük olan oyuncuların, genç oyunculara, kendi bildiklerini dikte etmesi

4-      Mezun olan oyuncuların, hem maddi açıdan cazip gelmesi hem de tiyatro kadrolarının dolu olması sebebiyle, dizilere yönelmesi

5-      Devletin, maddi anlamda, yenilikçi çalışmaları desteklemek yerine, magazin oyuncularının oyunlarını desteklemesi

6-      Amatör, deneysel ve yenilikçi tiyatroların, kökleşmiş tiyatrolarca kabul edilmemesi, maddi kaygılar yaşaması, seyirciye ulaşamaması ve seyircinin bu konuda bilinçlendirilmemesi vb. konular sebebiyle, yeterince etkin olamaması

Ülkemizde konservatuvarların bile yenilikçi çalışmalar yapmadığını üzülerek söylemek zorundayım. Bizler, bize ait olanları koruyamamakla birlikte, çağdaş anlamda ürünler verebilmek için de, Avrupa’dan kopya çekmeye alışmış durumdayız. Nutku(2004) bu konuda şunları söylemiştir: “Ülkemizde oyunculuk eğitimine genel olarak önem verilmediği ve ham yeteneklerin oyuncu olabildiğine inanıldığı için, bu çok önemli konu yeterince ele alınmıyor. Yine genelde uygulanan yöntemler elli altmış yıl öncesinin anlayışını yansıtıyor. Oyuncuyu eğitmenin temel ilkeleri değişmemekle birlikte, oyuncu adayını çalıştırmada yepyeni sistemler ve anlayışlar var; bunlar, bu eğitimi yapan tüm okullarda uygulanmalı. Hatta gerekiyorsa dışarıdan eğitmen ve çalıştırıcı getirmeli ve onların yanında genç eğitmenlerin yetişmelerini sağlamalı ya da oyunculuk eğitimi verecek genç oyuncuları bir süre dışarıya göndermeli.”

Öncelikle bir konservatuvara yılda ortalama 700 kişinin başvurduğunu ve bunlardan sadece 10’unun alındığını düşünürsek geriye kalan 690 kişinin sadece seyirci kalmasını istemek sanırım en büyük hatalardan biridir. Bu durumda 10 tane yaratan (üretici) adayı ve 690 tane seyirci (tüketici) adayımız oluyor… Sorarım size: Bir ülkenin kalkınması için üretenlerin mi yoksa tüketenlerin mi çok olması gerekir?

Bugün Taksim Sahnesi, Atatürk Kültür Merkezi, Muhsin Ertuğrul Sahnesi gibi üretim merkezlerinin yıkılıp yerine alışveriş merkezlerinin dikilmesi ve insanların tüketime zorlanması bu eğitim sisteminin bir uzantısı olabilir mi?

Artık özellikle gençleri aktif duruma getirmek zorundayız. Kafası çalışan, ayakta durmasını bilen, konuşmasını, üretmesini, istemesini bilen gençler yetiştirmek zorundayız. Ama siz daha en başından ‘başarısız’ diyerek onu kapı dışında bırakırsanız, bu gençlerin hiçbir alanda başarılı olmasını beklemeyin. Amaç elemek ya da seçmek değil, yetiştirmek olmalıdır.

Sanatın, özellikle tiyatronun, en doğal, farklı amacı olmayan, geliştiren ve üreten çeşidi amatör tiyatrodur. Amatör tiyatro, herhangi bir maddi beklenti olmadan, kişinin kendi isteğiyle içinde bulunduğu, emek verdiği ve gerçekten ürettiği tiyatro çeşididir. Konservatuvar size devlet ve şehir tiyatrolarına ya da kökleşmiş, özel tiyatrolara girebilmeniz için bir avantaj sağlayabilir. Amatör tiyatro yapabilmek için konservatuvara gerek yoktur; ama mutlaka eğitim gerektirir. Eğitim almadan bu iş zaten yapılamaz. Profesyonel tiyatro yapabilmek için de her nerede olursanız olun, mutlaka kendinizi geliştirmek ve durmadan yenilemek zorundasınız. Kendinizi her anlamda donattığınızda her tiyatronun kapısı zaten size açılacaktır. İyi oyuncuyu hangi yönetmen istemez ki?

Şimdi gelelim konservatuvarı kazanamayan tiyatro heveslilerinin neler yapması gerektiğine.

1-      Öncelikle tiyatroyu daha iyi tanımak ve anlamak için, teknik kitaplar yerine, tiyatroya yıllarca emek vermiş üstadların anı kitaplarını okuyarak işe başlayın. Tiyatronun insana neler verdiğini ve neler aldığını, zorluklarını en iyi bu şekilde öğrenebilirsiniz. Hemen ardından da bu alanda çalışan kişilerin söyleşilerini okuyun ya da izleyin.

2-       Farklı bir bölümde eğitim almaktaysanız, bağlı olduğunuz okulda yapılan okul tiyatrosuna başvurun ve eğitim almaya başlayın. Genelde bu alanda kendini yetiştirmiş biri atölyede liderlik yapar, atölye sonunda da bir oyunla seyirci karşısına çıkılır.

3-      Eğer okul tiyatrosu yoksa mutlaka eğitim alabileceğiniz bir tiyatro okulu, kurs ya da atölyeye kayıt yaptırınız. Bu işi yapabilmek için eğitim şart.

4-      Bir amatör tiyatroya girin ve bir oyunda görev alarak yönetmenin ya da rol arkadaşlarının yönlendirmelerini, bilgilendirmelerini dikkatlice dinleyin. Bu da bir çeşit eğitimdir.

5-      Eğitim aldığınız kişinin yeterliliğini mutlaka öğrenin ve ona göre davranın.

6-      Her nerede eğitim alıyorsanız alın, vücudunuzu, sesinizi ve düşüncelerinizi geliştirin. Sahne için en iyi spor eskrimdir. Mutlaka eğitimini alın. Diksiyon çalışmak için mutlaka bilen birine ihtiyacınız var. Düşüncelerinizi geliştirmek içinse başkasına ihtiyaç yoktur. Bol bol (bilinçli) okuyun, oyunları izleyin, gündemi takip edin, çevrenize ve dünyada olup bitenlere duyarlı olun.

7-      Daha iyisini yapabilmek için mutlaka yeni yöntemler arayın. Yenilikçi çalışın. Özgün çalışmaları takip edin.

8-      Ne olursa olsun tiyatronun içinde kalın ve tiyatro yapabilmek için direnin. Tiyatro yapmak için mücadele eden bir amatör, dizilerde kendini kaybetmiş bir profesyonelden çok daha değerlidir.

Sonuç olarak, sanat ve sanatçı özgürdür; herkes tiyatro yapabilir ve hatta yapmalıdır. Oyuncu olmak zorunda değilsiniz; ama mutlaka bu süreçten geçin ve değişimi yaşayın. Bu süreç sonunda da ne olmak istiyorsanız en iyisi olun: Öğrencilerini anlayan ve farklı yöntemler kullanan öğretmen olun, hastalarına gülümseyen ve onları dinleyen doktor olun, müşterisini kandırmayan reklamcı olun, oy için insanları kullanmayan politikacı olun… En önemlisi insanları anlayan insan olun!

GÜNLERİNİZ AYDIN OLSUN SEVGİLİ DÜŞÜNCE DOSTLARI!

                                                                                           Kemal ORUÇ
                                                                                              09.10.2007

 

                                                                                                İletişim
                                                                                        www.kemaloruc.com

 

Kaynaklar:

1-      SANCAK, Jale: “Yaşamdan Sahneye”, Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2005

2-      NUTKU, Özdemir: “Oyuncunun Çalışması”, Alkım Yayınevi, İstanbul, 2004

 


Picture
Create a free website with Weebly Photos used under Creative Commons from ?ick Harris, tropicaLiving, francesco sgroi, ?ick Harris