| reten_faca.doc | |
| File Size: | 65 kb |
| File Type: | doc |
ÖĞRETEN FACİA: KARMA KABARE
Kemal ORUÇ
Bu oyunda başımıza gelen onlarca olay bizi tiyatronun neredeyse bütün zorluklarıyla tanıştırdı. Hem sanatsal, hem maddi hem de politik facialarla başımıza olmadık dertler açıldı. Ama yine de tiyatroya hiç küsmedik ve hep “Öğreniyoruz” dedik. Öğrendik…
Bu oyunda büyük tecrübeler kazandık. İşte bu yazıyı yazma sebebim de bu tecrübeleri yeni kurulmuş veya kurulacak olan tiyatro ekiplerine aktarabilmek. Elbette her şeyi yaşayarak öğrenmekten yanayım; ama bazı olaylar hiç yaşanmazsa daha iyi olabilir. Çünkü bazı olaylar hiç kaybolmayacak izler bırakır; gençleri tiyatrodan küstürebilir. Anlatacaklarım genç arkadaşlarıma ışık tutsun ve karanlıklarda korkmadan yürüyebilmelerine yardım etsin istiyorum.
Öncelikle Karma Kabare’den bahsetmek gerek: Karma Kabare, 2005 yılında açılan tiyatro atölyesinin sonunda final oyunu olarak çalışıldı ve ekip, oyunun ilk kez sergilenmesiyle birlikte “Gibi Yapanlar” adını aldı. Karma Kabare adından da anlaşılacağı üzere farklı yazarların kısa oyunlarından oluşmaktadır. Bundaki amaç; atölyede işlenen farklı tiyatro tarzlarını(Epik, politik, absürd, orta oyunu…) bir arada kullanmak ve sahnede uygulayarak öğrenilen bilgileri pekiştirebilmekti. Bu oyunlar genel olarak ülkemizin içinde bulunduğu yozlaşmayı ve yabancılaşmayı göstermekte ve eleştirmektedir.
Oyunda kullanılan kısa oyunlar:
Zil, Telefon, Cinayet: Haldun Taner
Sarhoş: Haldun Taner
Beşir Başar’ın Başarı Sebepleri: Haldun Taner
Kuş Garibi: Gibi Yazanlar
Ev Hali: Kemal Oruç
Hayalet: Kemal Oruç
Bakan: Kemal Oruç
Kabak: Kemal Oruç
Sevim Taşan: Yılmaz Erdoğan
Bir İshaksın Bir Cemil: Yılmaz Erdoğan
Meleğim ve Şeytanım: Emre Şen
Oyun hazırlanırken hiçbir şekilde sponsor arayışına girilmedi. Ama nasıl olduysa bir gün oyunculardan birinin Tarkan adında bir tanıdığı “Nedim Saban arkadaşımdır, amatör tiyatrolara yardım eder. Size de yardım etsin ister misiniz?” demiş. Olur dedim, en azından malzeme alırız. Bir dilekçe yazıldı Nedim Bey’e, sonra beklemeye başladık. Çok değil 300 YTL istedik. Para geldi gelecek, geldi gelecek derken, oyun tarihi geldi çattı. Oyundan bir gün önce marangoza sipariş verdik, belli ölçülerde çıtalarımız gece marangoz amcanın büyük gayretleriyle sabaha kadar hazırlandı. Çekiç, çivi derken tam yedi tane pano yaptık. Sabah erkenden Tahta Kale’den hamur kağıtlarımızı ve sprey boyalarımızı aldık. Kağıtları panolara gerdik ve sprey boyayla da üstüne labirentler ve oyunların içeriğine göre simgeler çizdik. Böylece hiçbir şey hazır olarak önümüze gelmemiş oldu. Dekoru da biz çaktık, kostümü de biz diktik. Böylece dekor yapmayı ve kostüm dikmeyi öğrendik. Zor oldu; ama öğrendik. Birçok yere borçlandık ve bu borçları daha sonra cep harçlıklarımızla ödedik.
Ders 1: Hiç kimseden yardım gelmeyecekmiş gibi düşünün. Yardım yapacak kişi dağda, taşta, her yerde bir şubesi olan Tatlıcı Tombak’ın sahibi Nedim Saban bile olsa… Hem böylece çaktığınız dekor ve diktiğiniz kostüm sahnede size daha sıcak ve daha güvenli gelir hem de emekçi bir marangoz dostunuz olur.
Ders 2: Eğer ülkücüyseniz ve oyunu izleyip reise hesap vermeniz gerekiyorsa oyunun tümünü izleyin. Zira Karma Kabare politik bir oyundur ve her yöne ağır eleştiriler gönderir. Emin olun bu oyun ülkücülerin hiç de hoşuna gitmezdi! Siz en iyisi oyunu, diğer seyircileri ezen ve salon sanki babasınınmış gibi terk eden, avanak ülkücülerden olmayın!
Oyunun ikinci şarkısı söyleniyordu ki gitarın ‘re’ teli koptu; ama gitarist ustaymış ki hiç bozuntuya vermedi ve devam etti çalmaya. Tam bu sırada ‘la’ teli de kopmaz mı? Şarkıyı söyleyenler şaşkın, gitarist şaşkın, ben şaşkın. Bir tek ney çalan üstad şaşırmadı ve neyden çıkan sesle şarkı tamamlandı.
İlk perde bitti, ikinci perde başladı; ama oyuncular şarkıyı müziksiz söylüyorlar. Meğer ney çalan üstad çalıştığı hastaneye gitmek zorunda kalmış, yoksa işten atılacakmış.
Ders 3: Müziği mutlaka stüdyoda kaydedin ya da oyuncularınıza nota öğretin ki müziksiz de şarkı söyleyebilsinler.
Işık odasında oyunu teksten takip ederek ışık verecek bir arkadaş vardı. Oyuncular nasıl olduysa oyunu, düşük bir enerjiyle, tam yarım saat geç bitirmişler. Üstelik oyunun çoğu karanlıkta oynanmış.
Ders 5: Mutlaka grubu bazı provalarda kendi başlarına bırakın ya da bir asistanınız olsun ve siz olmadığınızda asistanınız gruba liderlik yapsın. Ayrıca mutlaka oyunun ışık ve müzik rejisini yapacak alternatif görevlileriniz olsun.
Ders 4: Bu gibi durumlarda yumruğunuzu kaldırdıysanız mutlaka o suratın ortasına indirmelisiniz!
Ders 5: Bu gibi durumlarda ne yaparsanız yapın; ama salonu kimseye bırakmayın. Bizim acemiliğimize geldi ve mücadele etsek de salonu terk etmek zorunda kaldık. Ayrıca sakın “Bilinmeyen” festivallere katılmayın.
Ders 6: Kapısında MEB yazan bir kurum da Kur’an kursuna dönüştürülebilirmiş meğer, bunu bilin. Bu gibi durumlarda ispiyoncu olarak gönderilen çocuk bayanların yüzüne namahrem diye bakmıyorsa ve “Abi siz kızlarla niye konuşuyorsunuz?” diye soruyorsa sakın ha ülkenin bu kötü durumunu düşünüp ağlamayın; çünkü sizin bu gibi durumlarda yobazlara karşı güçlü olmanız gerekir. Ve şunları unutmayın:
- Temizlik imandan gelir.
- İslam dininde misafirperverliğin önemi büyüktür.
- İslam dini hoşgörü gerektirir.
- Bunların hiçbirine uymayanlara yobaz denir!
Gün ışır ışımaz festival alanına gittik. Çocuk oyununu oynadık, hiçbir sorun çıkmadı. Sıra geldi Karma Kabare’ye… Bizim dışımızda Çankaya Belediye Tiyatrosu da ücret alarak festivale oyun oynamaya gelmiş. Hoş gelmişler… Bizim oyun saatimizde onlar oynayıp bir an önce gitmek istiyorlar. “Olmaz.” dedim! Yine bütün çabalarımıza rağmen oyun saatimiz gasp edildi ve akşam onlar oynadı! Bize kaldı bir gün sonrasının sabahı! İyi de oyun yetişkinlere yönelik, eleştirel bir oyun. Sabah onlar gelmez ki! Sadece çocuklar gelir. Dinletemedik hiç kimseye.
En azından o akşam öğrenci yurdunda kalmadık. Prof. Dr. Halil Bölükoğlu bir önceki akşam yaşadıklarımızı öğrenmiş, çok üzüldü. “Derhal bu çocukları en iyi yerlere yerleştirin.” dedi ve o akşam jakuzili otellerde, rahatça uyuduk.
Gece, çocukları düşünerek, oyunu kesip biçtik, bazı tabloları kaldırdık ve işin içine biraz daha eğlence kattık. Sabah tiyatro salonuna dekorumuzu kurduk; oyuna 10 dk. kala elektrikler kesildi! Bu kadar olur! Alıştık ya oyunu her yerde oynamaya, kurduk dekoru bahçeye, bir de çocukları düşünerek, yuvarlak bir oyun alanı oluşturduk. Oldukça zevkli bir oyun sahneledik o gün. Büyük tebrik aldık çocuklardan.
Ders 7: Bu tür sorunlar yaşadığınızda şunu sakın unutmayın: her şeye rağmen çocukları mutlu ettiğinizi bilin ve onların gözlerindeki ışıltıyı, gülümsemelerindeki enerjiyi alın. Yaşadığınız tüm sıkıntılar o anda silinip gidecektir.
Ders 8: Şunu bilin ki şimdiki çocuklar bir harika! Tabi doğru yönlendirirseniz…
Ders 9: Salon kiralarken gerekirse ‘Salonu sağlam alacağınıza dair’ sözleşme imzalayın! Seyirciye hiçbir olumsuzluğu yansıtmayın! Seyirci dert dinlemeye değil, oyun izlemeye gelir. Her şeye rağmen oynadığınızı bilirlerse de alkışları iki kat artar.
Ders 10: Bütün bu zorluklardan sonra hala bir ekibiniz varsa, ekipteki herkesin alnından tek tek öpün! İşte bizim ülkemize böyle yürekli, çalışkan ve zorluklarla mücadele eden gençler lazım. Bu ekiple sonuna kadar, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz artık.
Karma Kabare de böylece bitti; yeni oyunlarımızın hiçbirinde bu tür sorunlar yaşamadık. Önce Karma Kabare’nin lanetli olduğunu düşünsek de sonradan anladık ki bize her şeyi yaşatarak öğreten bu oyundu. Bu oyunun verdiği tecrübeyle her zaman ayakta ve başımız dik olacağız.
Tiyatro çok zor uğraş; ama bir o kadar da geliştirir sizi ve çevrenizi. Zor olan her zaman daha güzeldir. Zorluklara göğüs germedikçe bu işi asla yapamazsınız. Ekip ruhu ancak bu zorlukları yaşadıkça ortaya çıkar ve gelişir.
Ne mutlu ki bana üç yıldır böyle bir ekiple çalışıyorum. Gibi Yapanlar olarak yaptığımız projelerle yüzlerce kişinin yüzünü güldürdük. Zorlukları hala birlikte aşıyoruz ve gittikçe büyüyoruz. Darısı başınıza…
GÜNLERİNİZ AYDIN OLSUN SEVGİLİ DÜŞÜNCE DOSTLARI!
Kemal ORUÇ
23.12.2007
www.kemaloruc.com
kemal.oruc@yahoo.com
Bu oyunda büyük tecrübeler kazandık. İşte bu yazıyı yazma sebebim de bu tecrübeleri yeni kurulmuş veya kurulacak olan tiyatro ekiplerine aktarabilmek. Elbette her şeyi yaşayarak öğrenmekten yanayım; ama bazı olaylar hiç yaşanmazsa daha iyi olabilir. Çünkü bazı olaylar hiç kaybolmayacak izler bırakır; gençleri tiyatrodan küstürebilir. Anlatacaklarım genç arkadaşlarıma ışık tutsun ve karanlıklarda korkmadan yürüyebilmelerine yardım etsin istiyorum.
Öncelikle Karma Kabare’den bahsetmek gerek: Karma Kabare, 2005 yılında açılan tiyatro atölyesinin sonunda final oyunu olarak çalışıldı ve ekip, oyunun ilk kez sergilenmesiyle birlikte “Gibi Yapanlar” adını aldı. Karma Kabare adından da anlaşılacağı üzere farklı yazarların kısa oyunlarından oluşmaktadır. Bundaki amaç; atölyede işlenen farklı tiyatro tarzlarını(Epik, politik, absürd, orta oyunu…) bir arada kullanmak ve sahnede uygulayarak öğrenilen bilgileri pekiştirebilmekti. Bu oyunlar genel olarak ülkemizin içinde bulunduğu yozlaşmayı ve yabancılaşmayı göstermekte ve eleştirmektedir.
Oyunda kullanılan kısa oyunlar:
Zil, Telefon, Cinayet: Haldun Taner
Sarhoş: Haldun Taner
Beşir Başar’ın Başarı Sebepleri: Haldun Taner
Kuş Garibi: Gibi Yazanlar
Ev Hali: Kemal Oruç
Hayalet: Kemal Oruç
Bakan: Kemal Oruç
Kabak: Kemal Oruç
Sevim Taşan: Yılmaz Erdoğan
Bir İshaksın Bir Cemil: Yılmaz Erdoğan
Meleğim ve Şeytanım: Emre Şen
Oyun hazırlanırken hiçbir şekilde sponsor arayışına girilmedi. Ama nasıl olduysa bir gün oyunculardan birinin Tarkan adında bir tanıdığı “Nedim Saban arkadaşımdır, amatör tiyatrolara yardım eder. Size de yardım etsin ister misiniz?” demiş. Olur dedim, en azından malzeme alırız. Bir dilekçe yazıldı Nedim Bey’e, sonra beklemeye başladık. Çok değil 300 YTL istedik. Para geldi gelecek, geldi gelecek derken, oyun tarihi geldi çattı. Oyundan bir gün önce marangoza sipariş verdik, belli ölçülerde çıtalarımız gece marangoz amcanın büyük gayretleriyle sabaha kadar hazırlandı. Çekiç, çivi derken tam yedi tane pano yaptık. Sabah erkenden Tahta Kale’den hamur kağıtlarımızı ve sprey boyalarımızı aldık. Kağıtları panolara gerdik ve sprey boyayla da üstüne labirentler ve oyunların içeriğine göre simgeler çizdik. Böylece hiçbir şey hazır olarak önümüze gelmemiş oldu. Dekoru da biz çaktık, kostümü de biz diktik. Böylece dekor yapmayı ve kostüm dikmeyi öğrendik. Zor oldu; ama öğrendik. Birçok yere borçlandık ve bu borçları daha sonra cep harçlıklarımızla ödedik.
Ders 1: Hiç kimseden yardım gelmeyecekmiş gibi düşünün. Yardım yapacak kişi dağda, taşta, her yerde bir şubesi olan Tatlıcı Tombak’ın sahibi Nedim Saban bile olsa… Hem böylece çaktığınız dekor ve diktiğiniz kostüm sahnede size daha sıcak ve daha güvenli gelir hem de emekçi bir marangoz dostunuz olur.
- FACİA: İLK OYUN MARMARA ÜNİVERSİTE’SİNDE
Ders 2: Eğer ülkücüyseniz ve oyunu izleyip reise hesap vermeniz gerekiyorsa oyunun tümünü izleyin. Zira Karma Kabare politik bir oyundur ve her yöne ağır eleştiriler gönderir. Emin olun bu oyun ülkücülerin hiç de hoşuna gitmezdi! Siz en iyisi oyunu, diğer seyircileri ezen ve salon sanki babasınınmış gibi terk eden, avanak ülkücülerden olmayın!
Oyunun ikinci şarkısı söyleniyordu ki gitarın ‘re’ teli koptu; ama gitarist ustaymış ki hiç bozuntuya vermedi ve devam etti çalmaya. Tam bu sırada ‘la’ teli de kopmaz mı? Şarkıyı söyleyenler şaşkın, gitarist şaşkın, ben şaşkın. Bir tek ney çalan üstad şaşırmadı ve neyden çıkan sesle şarkı tamamlandı.
İlk perde bitti, ikinci perde başladı; ama oyuncular şarkıyı müziksiz söylüyorlar. Meğer ney çalan üstad çalıştığı hastaneye gitmek zorunda kalmış, yoksa işten atılacakmış.
Ders 3: Müziği mutlaka stüdyoda kaydedin ya da oyuncularınıza nota öğretin ki müziksiz de şarkı söyleyebilsinler.
- FACİA: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDE…
Işık odasında oyunu teksten takip ederek ışık verecek bir arkadaş vardı. Oyuncular nasıl olduysa oyunu, düşük bir enerjiyle, tam yarım saat geç bitirmişler. Üstelik oyunun çoğu karanlıkta oynanmış.
Ders 5: Mutlaka grubu bazı provalarda kendi başlarına bırakın ya da bir asistanınız olsun ve siz olmadığınızda asistanınız gruba liderlik yapsın. Ayrıca mutlaka oyunun ışık ve müzik rejisini yapacak alternatif görevlileriniz olsun.
- FACİA: MARMARA ÜNİVERSİTESİ’NDE
Ders 4: Bu gibi durumlarda yumruğunuzu kaldırdıysanız mutlaka o suratın ortasına indirmelisiniz!
- FACİA: BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİ
Ders 5: Bu gibi durumlarda ne yaparsanız yapın; ama salonu kimseye bırakmayın. Bizim acemiliğimize geldi ve mücadele etsek de salonu terk etmek zorunda kaldık. Ayrıca sakın “Bilinmeyen” festivallere katılmayın.
- FACİA: BURSA’DA…
Ders 6: Kapısında MEB yazan bir kurum da Kur’an kursuna dönüştürülebilirmiş meğer, bunu bilin. Bu gibi durumlarda ispiyoncu olarak gönderilen çocuk bayanların yüzüne namahrem diye bakmıyorsa ve “Abi siz kızlarla niye konuşuyorsunuz?” diye soruyorsa sakın ha ülkenin bu kötü durumunu düşünüp ağlamayın; çünkü sizin bu gibi durumlarda yobazlara karşı güçlü olmanız gerekir. Ve şunları unutmayın:
- Temizlik imandan gelir.
- İslam dininde misafirperverliğin önemi büyüktür.
- İslam dini hoşgörü gerektirir.
- Bunların hiçbirine uymayanlara yobaz denir!
Gün ışır ışımaz festival alanına gittik. Çocuk oyununu oynadık, hiçbir sorun çıkmadı. Sıra geldi Karma Kabare’ye… Bizim dışımızda Çankaya Belediye Tiyatrosu da ücret alarak festivale oyun oynamaya gelmiş. Hoş gelmişler… Bizim oyun saatimizde onlar oynayıp bir an önce gitmek istiyorlar. “Olmaz.” dedim! Yine bütün çabalarımıza rağmen oyun saatimiz gasp edildi ve akşam onlar oynadı! Bize kaldı bir gün sonrasının sabahı! İyi de oyun yetişkinlere yönelik, eleştirel bir oyun. Sabah onlar gelmez ki! Sadece çocuklar gelir. Dinletemedik hiç kimseye.
En azından o akşam öğrenci yurdunda kalmadık. Prof. Dr. Halil Bölükoğlu bir önceki akşam yaşadıklarımızı öğrenmiş, çok üzüldü. “Derhal bu çocukları en iyi yerlere yerleştirin.” dedi ve o akşam jakuzili otellerde, rahatça uyuduk.
Gece, çocukları düşünerek, oyunu kesip biçtik, bazı tabloları kaldırdık ve işin içine biraz daha eğlence kattık. Sabah tiyatro salonuna dekorumuzu kurduk; oyuna 10 dk. kala elektrikler kesildi! Bu kadar olur! Alıştık ya oyunu her yerde oynamaya, kurduk dekoru bahçeye, bir de çocukları düşünerek, yuvarlak bir oyun alanı oluşturduk. Oldukça zevkli bir oyun sahneledik o gün. Büyük tebrik aldık çocuklardan.
Ders 7: Bu tür sorunlar yaşadığınızda şunu sakın unutmayın: her şeye rağmen çocukları mutlu ettiğinizi bilin ve onların gözlerindeki ışıltıyı, gülümsemelerindeki enerjiyi alın. Yaşadığınız tüm sıkıntılar o anda silinip gidecektir.
- FACİA: HARBİYE GETRONAGAN CEP SAHNE
Ders 8: Şunu bilin ki şimdiki çocuklar bir harika! Tabi doğru yönlendirirseniz…
- FACİA: MÜJDAT GEZEN SAHNESİ
Ders 9: Salon kiralarken gerekirse ‘Salonu sağlam alacağınıza dair’ sözleşme imzalayın! Seyirciye hiçbir olumsuzluğu yansıtmayın! Seyirci dert dinlemeye değil, oyun izlemeye gelir. Her şeye rağmen oynadığınızı bilirlerse de alkışları iki kat artar.
- FACİA: MARMARA ÜNİVERSİTESİ
Ders 10: Bütün bu zorluklardan sonra hala bir ekibiniz varsa, ekipteki herkesin alnından tek tek öpün! İşte bizim ülkemize böyle yürekli, çalışkan ve zorluklarla mücadele eden gençler lazım. Bu ekiple sonuna kadar, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz artık.
Karma Kabare de böylece bitti; yeni oyunlarımızın hiçbirinde bu tür sorunlar yaşamadık. Önce Karma Kabare’nin lanetli olduğunu düşünsek de sonradan anladık ki bize her şeyi yaşatarak öğreten bu oyundu. Bu oyunun verdiği tecrübeyle her zaman ayakta ve başımız dik olacağız.
Tiyatro çok zor uğraş; ama bir o kadar da geliştirir sizi ve çevrenizi. Zor olan her zaman daha güzeldir. Zorluklara göğüs germedikçe bu işi asla yapamazsınız. Ekip ruhu ancak bu zorlukları yaşadıkça ortaya çıkar ve gelişir.
Ne mutlu ki bana üç yıldır böyle bir ekiple çalışıyorum. Gibi Yapanlar olarak yaptığımız projelerle yüzlerce kişinin yüzünü güldürdük. Zorlukları hala birlikte aşıyoruz ve gittikçe büyüyoruz. Darısı başınıza…
GÜNLERİNİZ AYDIN OLSUN SEVGİLİ DÜŞÜNCE DOSTLARI!
Kemal ORUÇ
23.12.2007
www.kemaloruc.com
kemal.oruc@yahoo.com

