TUNCER CÜCENOĞLU… SABAHATTİN ALİ… AYDINLIĞA HİZMET…
Kemal Oruç
“Vali” adlı filmde Amerikalı karakter şunu söylüyor: “Siz Türklerin en sevdiğim özelliği ne, biliyor musunuz? Çok çabuk unutuyorsunuz."
Geçmişini bilmeyen, bildiğini çabuk unutan, toplumsal belleği zayıf bir ülkeyiz. Biz geçmişimizi ne kadar çabuk unutursak, gelecekte de bizi o kadar çabuk unutacaklar.
Aydınlanmak, unutulmamak, sömürülmemek ve onurlu bir şekilde var olabilmek için öncelikle geçmişimizi çok iyi bilmek ve geçmişimizdeki değerleri geleceğe aktarabilmek zorundayız.
İşte bu toplumsal görevi en iyi şekilde yerine getiren aydınlarımızdandır Tuncer Cücenoğlu…
Bir yazar olarak değerlendirirsem, ülkemizdeki en verimli oyun yazarı olduğunu söyleyebilirim. Yazdığı onlarca oyun hem ülkemizde hem de yabancı dillere çevrilerek birçok farklı ülkede sahnelenmiş ve çeşitli ödüller almıştır.
Bir aydın olarak değerlendirirsem, Cücenoğlu’nun halktan hiç kopmadan yazdığını, toplumcu gerçekçi biçemiyle halkının sorunlarını somut bir dille, hiç çekinmeden, okurlara ve seyircilere ilettiğini söyleyebilirim.
Bir ağabey, bir dost olarak değerlendirirsem de, her an güler yüzlü, sohbetini hiç kimseden esirgemeyen, çevresindekilere her konuda yardım etmeye çalışan iyi bir model olduğunu söyleyebilirim.
Davet edildiği söyleşileri ve atölye çalışmalarını hiç tereddütsüz kabul etmiş, oyun yazma konusunda gençleri bilgilendirmekten hiç vazgeçmemiştir.
İşte bu değerli yazarımızın bizleri aydınlatan oyunlarından biri var ki, bir solukta okudum ve hiç beklemeden, çevremdeki herkese, bu belgesel oyunu okumalarını tavsiye ettim.
Cücenoğlu, belgesel nitelik taşıyan “Sabahattin Ali’yi Kim Öldürdü” adlı oyununda, büyük yazar ve aydın Sabahattin Ali’nin doğumundan katledilişine kadar olan hayatını somut bir şekilde işlemiş.
Diyalog ustası Cücenoğlu, bu oyununda daha çok monologlara başvurmuş ve anlatımı daha da güçlü kılmıştır. Böylece oyunu izleyen seyirci Sabahattin Ali’nin hayatını, olayların içinde kaybolmadan, çok daha somut bir şekilde takip edebilecektir.
Belgelere dayanarak yazılan bu oyunda, sistemin nasıl da acımasızca işlediğini, halkını aydınlatmaya çalışan bir yazarın, hayatı boyunca gördüğü işkenceleri ve nasıl katledildiğini okuyacak/ izleyeceksiniz. Asıl önemli olan, yanlış işleyen sistemin gerçek yanını görmüş olacaksınız.
Her şeyin hızlandığı günümüzde, her şeyi çabucak unutması için, belleği zayıf gençler yetişmekte ve sahte tarih dersleriyle de yanlış bilgiler gençlerimize empoze edilmektedir.
Bugün, bırakın lise öğrencilerini, üniversite öğrencileri bile Sabahattin Ali’nin, Abdi İpekçi’nin, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un, Ahmet Taner Kışlalı’nın nasıl katledildiğini; Maraş ve Sivas katliamını; 6,7 Eylül ve 1978 olaylarını; darbelerin nasıl gerçekleştiğini, ülkemizden ve değerlerimizden neler alıp götürdüğünü bilmez!
Tuncer Cücenoğlu bu oyunuyla aydınlık görevini yerine getirmiş; gençlere ve gerçek tarihimizden bihaber yetişkinlere bir aydınlanma aracı sunarak yanlış işleyen sistemin çarklarına bir darbe daha indirmiştir.
Bu oyunu okumak da, izlemek de, sahnelemek de aydınlığa büyük bir hizmet olacaktır.
Günleriniz aydın olsun sevgili düşünce dostları!
Kemal Oruç
24.4.2010
www.dramakumpanya.com
Geçmişini bilmeyen, bildiğini çabuk unutan, toplumsal belleği zayıf bir ülkeyiz. Biz geçmişimizi ne kadar çabuk unutursak, gelecekte de bizi o kadar çabuk unutacaklar.
Aydınlanmak, unutulmamak, sömürülmemek ve onurlu bir şekilde var olabilmek için öncelikle geçmişimizi çok iyi bilmek ve geçmişimizdeki değerleri geleceğe aktarabilmek zorundayız.
İşte bu toplumsal görevi en iyi şekilde yerine getiren aydınlarımızdandır Tuncer Cücenoğlu…
Bir yazar olarak değerlendirirsem, ülkemizdeki en verimli oyun yazarı olduğunu söyleyebilirim. Yazdığı onlarca oyun hem ülkemizde hem de yabancı dillere çevrilerek birçok farklı ülkede sahnelenmiş ve çeşitli ödüller almıştır.
Bir aydın olarak değerlendirirsem, Cücenoğlu’nun halktan hiç kopmadan yazdığını, toplumcu gerçekçi biçemiyle halkının sorunlarını somut bir dille, hiç çekinmeden, okurlara ve seyircilere ilettiğini söyleyebilirim.
Bir ağabey, bir dost olarak değerlendirirsem de, her an güler yüzlü, sohbetini hiç kimseden esirgemeyen, çevresindekilere her konuda yardım etmeye çalışan iyi bir model olduğunu söyleyebilirim.
Davet edildiği söyleşileri ve atölye çalışmalarını hiç tereddütsüz kabul etmiş, oyun yazma konusunda gençleri bilgilendirmekten hiç vazgeçmemiştir.
İşte bu değerli yazarımızın bizleri aydınlatan oyunlarından biri var ki, bir solukta okudum ve hiç beklemeden, çevremdeki herkese, bu belgesel oyunu okumalarını tavsiye ettim.
Cücenoğlu, belgesel nitelik taşıyan “Sabahattin Ali’yi Kim Öldürdü” adlı oyununda, büyük yazar ve aydın Sabahattin Ali’nin doğumundan katledilişine kadar olan hayatını somut bir şekilde işlemiş.
Diyalog ustası Cücenoğlu, bu oyununda daha çok monologlara başvurmuş ve anlatımı daha da güçlü kılmıştır. Böylece oyunu izleyen seyirci Sabahattin Ali’nin hayatını, olayların içinde kaybolmadan, çok daha somut bir şekilde takip edebilecektir.
Belgelere dayanarak yazılan bu oyunda, sistemin nasıl da acımasızca işlediğini, halkını aydınlatmaya çalışan bir yazarın, hayatı boyunca gördüğü işkenceleri ve nasıl katledildiğini okuyacak/ izleyeceksiniz. Asıl önemli olan, yanlış işleyen sistemin gerçek yanını görmüş olacaksınız.
Her şeyin hızlandığı günümüzde, her şeyi çabucak unutması için, belleği zayıf gençler yetişmekte ve sahte tarih dersleriyle de yanlış bilgiler gençlerimize empoze edilmektedir.
Bugün, bırakın lise öğrencilerini, üniversite öğrencileri bile Sabahattin Ali’nin, Abdi İpekçi’nin, Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un, Ahmet Taner Kışlalı’nın nasıl katledildiğini; Maraş ve Sivas katliamını; 6,7 Eylül ve 1978 olaylarını; darbelerin nasıl gerçekleştiğini, ülkemizden ve değerlerimizden neler alıp götürdüğünü bilmez!
Tuncer Cücenoğlu bu oyunuyla aydınlık görevini yerine getirmiş; gençlere ve gerçek tarihimizden bihaber yetişkinlere bir aydınlanma aracı sunarak yanlış işleyen sistemin çarklarına bir darbe daha indirmiştir.
Bu oyunu okumak da, izlemek de, sahnelemek de aydınlığa büyük bir hizmet olacaktır.
Günleriniz aydın olsun sevgili düşünce dostları!
Kemal Oruç
24.4.2010
www.dramakumpanya.com
