| TİYATRO VE İLETİŞİM | |
| File Size: | 49 kb |
| File Type: | doc |
TİYATRO VE İLETİŞİM
Kemal Oruç
Günümüzde, okul öncesi ve ilköğretim düzeyindeki çocukların psikiyatr veya psikologa daha fazla ihtiyaç duyması ya da bu duruma zorlanması, kendini keşfeden, “doğal insanın” da kökünün kazıldığını; mekanikleşen dünyada mekanikleşen yeni insanın var olmaya başladığını göstermektedir.
Geleneksel eğitim sisteminin “yönetmeye dayalı” yöntemleri de bu mekanikleşmeyi körüklemiş; yönetilmek istenen mekanik insanın bir düğmesine basmak yeterli duruma gelmiştir.
Mekanikleşen insanlar evrensellikten bireyciliğe kadar düşmeye ve kendi iç dünyasına dönüp evreni yok etmeye başlamıştır. İnsanların, yeryüzünde bir arada yaşayabilmesi için birbirleriyle etkileşim kurabilmesi; öncelikle insanın kendi iç iletişimini sağlayabilmesi ve bunu kendi iç iletişimini sağlayan diğer insanlarla paylaşabilmesi gerekmektedir.
Bütün bunlara karşıt olarak, insancıllığı hep temelinde tutan “tiyatro sanatı” bireyciliğe ve mekanikleşmeye karşı savaşını sürdürmektedir.
Tiyatro sanatı ve tiyatro eğitimindeki “iletişim” sistemlerinin doğal insanı nasıl ortaya çıkardığı ve evrensel boyuta ulaştırdığı şu şekilde açıklanabilir:
İletişim Nedir?
Genel olarak iletişim; iki sistem arasındaki alışveriştir. Teknik olarak da, kaynaktan çıkan verinin alıcıya bir kanal yoluyla aktarılmasıdır.
İletişimi genel olarak iç iletişim ve dış iletişim olarak ikiye ayırabiliriz. İç iletişim bir sistemin kendini tamamlayabilmesi için kendi içinde veri transferi yapmasıdır. Dış iletişim ise kendini tamamlayan sistemler arasındaki veri transferidir.
İletişim Yöntemi Olarak Tiyatro
Tiyatro yazarı, yönetmeni, oyuncusu vd. ile kendi içinde tek bir sistemdir. Yazarın(kaynak) ürettiği düşünce(veri), yazı(kanal) olarak, yönetmenin(alıcı) eline geçer. Yönetmen bu veriyi işler ve bu düşünce(veri), sözel olarak(kanal), oyunculara(alıcı) aktarır.
Oyuncu(kanal) kendisine aktarılan bu düşünceyi(veri) işler, eylemsel olarak(kanal) seyirciye(alıcı) aktarır.
O halde yukarıda belirtilen tanımlara göre, yazardan oyuncuya kadar olan iletişim iç iletişim; yazardan seyirciye kadar olan ise dış iletişimdir.
Nasıl ki tiyatro sistemi kendi içinde bir iletişim gerçekleştirip bunu ana alıcı konumundaki seyirciye aktardıysa, seyirci de, kendi ihtiyaçlarının farkına varıp, iç iletişimini gerçekleştirir ve oyuna sistemsel olarak katılır.
Sahne Üstünde İç İletişim
Prova sürecinde daha çok sözel iletişim gerçekleşmiştir. Yönetmen, oyuncular ve teknik ekip konuşarak birbirlerine gereksinimleri aktarmışlardır. Fakat sahne üstündeyken, seyirci karşısında gereksinimler sözel olarak aktarılamaz. Bu durumda, iç iletişimin gerçekleşmesi için en büyük yardımcı devreye girer; sezgi… Oyuncular, oyun boyunca birbirlerinin ne yapacağını sezer ve ona göre hareket eder. Aynı zamanda teknik bir aksaklığı da sezebilir ve anında çözüm üretebilirler. Bir oyunda, genel provaya göre birçok aksama meydana gelir; ama oyuncular sezgileri sayesinde bu aksaklıkları seyirciye belli etmeden giderir ve oyunu sağlıklı bir şekilde selamlamaya kadar götürür.
Sezgisel iletişim dışında sözel ya da fiziksel olarak da sahne üstünde iç iletişim gerçekleşir. Ezberini unutan bir oyuncuya, sözel olarak iletilen bir veri, repliğini hatırlatabilir. Aynı zamanda, seyirciye hissettirmeden yapılan bir göz kırpma ya da bir aksesuvarın, diğer oyuncuya karşı sert bir şekilde kullanılması oyuncular arasındaki iç iletişime örnek olabilir.
Sistemsel İletişimin Sistem Dışına Etkileri
Hem eğitim, hem prova hem de oyunu sergileme sırasında oyuncu ve seyirciler birçok deneyim yaşamakta ve kişisel olarak da gelişmektedir. Oyun sergileme sırasında oyuncular ve seyirciler büyük bir iletişim becerisi kazanmaktadır. Oyun sonrasında ise, kazanılan bu beceri, günlük hayattaki iletişim durumlarına büyük bir katkı sağlamaktadır.
- Oyuncu Açısından;
Sahne üstündeki iç iletişim oyunculara çok büyük bir iletişim becerisi kazandırmaktadır. Özellikle sahne üzerinde kazanılan sezgisel iletişim, günlük hayatta, oyuncunun diğer insanlarla çok daha rahat iletişime girmesini sağlamaktadır. Oyuncu karşısındaki kişinin durumlara göre ne tepkiler vereceğini çok iyi bilmekte ve iletişimi yönlendiren kişi olmaktadır. Bu yüzden, oyuncular, iletişime girilmekten hoşlanılan kişilerdir. İkna yetenekleri yüksektir ve karşılarındaki kişiye istedikleri zaman “evet” dedirtebilirler.
- Seyirci Açısından;
Seyirci bir komediye gitmek istiyorsa kendisini gülmeye programlar, bu yüzden günlük yaşamdakine göre daha fazla güler. Bunun tam tersi de geçerlidir. Seyircinin kendisini bir oyunu izlemeye hazırlaması, onun, duygularını daha iyi kontrol edebilmesini sağlar. Duygularını kontrol edebilen bir kişi diğer kişilerle iletişime girdiğinde daha rahattır, anlık tepkilerden uzaktır ve söyleyeceklerini önce değerlendirir, sonra aktarır ve böylece iletişimi yönlendiren kişi olur.
Seyircinin bir trajedideki ana karakterle empati kurması da onun empati yeteneğini geliştirir; ki empati sağlıklı iletişimin temelini oluşturmaktadır.
Yine trajedideki katharsis olayı da duygusal arınma sağlamakta ve seyircinin durgunlaşmasını, günlük yaşam stresinden bir süreliğine uzaklaşmasını ve kendi iç iletişimini daha sağlıklı kurabilmesini sağlamaktadır.
Evrensel İletişim
Tiyatro sanatını icra edebilmek için, tiyatro sanatçısı kendini her anlamda donatmalı ve entelektüel bir kişilik kazanmalıdır. Kendini tamamlamış olan sanatçı bilge kişidir ve asal görevi çoğunlukta olan diğer insanları aydınlatmaktır. Bilge kişinin yaydığı hayat ışığı, cinsiyet, mezhep, din, ve ırk ayrımı yapmaksızın bütün insanları ve evrende var olan bütün canlıları aydınlatmalıdır.
Sanat evrenseldir. Doğru şekilde gerçekleştirilen bütün sanat türleri de evrensel iletişime katkı sağlamaktadır.
Günleriniz aydın olsun sevgili düşünce dostları!
Kemal ORUÇ
08.6.2009
www.kemaloruc.com
kemal.oruc@yahoo.com

